Düşük glisemik indeksli diyet, lif oranı yüksek diyete göre glisemik kontrolde daha fazla düzelme sağlamaktadır.
JAMA dergisinin Aralık sayısında yayımlanan bir çalışmaya göre Tip 2 diyabetli kişilerin yedikleri fıstık, fasulye ve mercimek gibi glisemik indeksi düşük, yani kan şekerini hızla yükseltmeyen besinler, kan şeker düzeylerinin kontrolünde ve koroner arter hastalık risk faktörlerinde, yüksek oranda tahıl içeren life göre daha fazla iyileşme sağlamaktadır.
Diyabet kontrolü ve kardiyovasküler risk faktörlerini iyileştirmeyi hedefleyen bir beslenme stratejisi, glisemik indeksi düşük bir diyet olsa da yayında yer alan arka plan bilgilerine göre etkinliği tartışmalı bir konudur.
Dr. David J.A. Jenkins (St. Michael Hastanesi ve Toronto Üniversitesi) ve meslektaşları yürüttükleri çalışmada, Tip 2 diyabetli 210 hastada, glisemik indeksi düşük diyet ile yüksek tahıllı diyet, glisemik kontrol ve kalp ve damar hastalıkları riski açısından karşılaştırıldı. Çalışmaya dahil olanlar, diyabet tedavisinin yanı sıra 6 ay boyunca 1 veya 2’nci diyet tedavisini almak üzere iki ayrı gruba rastgele yerleştirildi.
Düşük glisemik indeks diyetinde, ağırlıklı olarak şu besinler vardı: Fasulye, bezelye, mercimek, sert kabuklu yemişler, makarna, pirinç lapası ve glisemik indeksi düşük ekmek (çavdar ekmeği, çavdar pidesi, kinoa (ing: quinoa) ve keten tohumu dahil) ve kahvaltılık tahıllar (büyük pul yulaf ezmesi ve yulaf kepeği dahil). Yüksek oranda tahıl içeren lifli diyette, çalışmaya katılanlara “kahverengi” seçenekler (tam tahıllı ekmekler, tam tahıllı kahvaltılık mısır gevreği, kahverengi pirinç, kabukları soyulmamış patates, kepekli ekmek, kraker ve kahvaltılık tahıllar) önerildi. Her iki tedavide de 3 porsiyon meyve ve 5 porsiyon sebze alınması tavsiye edildi.
Araştırmacılar, kan şekeri düzeylerinin uzun dönemli bir göstergesi olan HbA1c değerinin glisemik indeksi düşük diyette, yüksek tahıl lifli diyette olduğuna göre daha fazla düştüğünü saptadı.
Diyetin glisemik indeksinin düşürülmesi, glisemik kontrolde ve koroner kalp hastalığı risk faktörlerinde iyileşme sağladı. Komplikasyonları önlemek için sıkı kontrol önemli olduğundan, bu veriler diyabet tedavisi ile ilgili önemli çıkarımlara olanak tanımaktadır. Araştırmacılar, “HbA1c’deki azalma orta derecedeydi, ancak klinik açıdan anlamlı olduğunu düşünüyoruz.” diyerek konunun önemini vurguladı. “OAD (Oral Anti-Diyabetik) alan Tip 2 diyabetlilerde, glisemik kontrolün iyileştirilmesinde, glisemik indeksi düşük diyet, stratejinin bir parçası olarak yararlı olabilir.”
Tip 2 diyabetlilerde, kan şekeri düzeylerinin kontrolü amacıyla yapılan girişimler, kalp ve damar hastalıklarının görülme oranlarında anlamlı bir azalma sağlayamamıştır. Koroner kalp hastalığı riski ise Tip 2 diyabetlilerde 2 ile 4 kat daha yüksektir. Çalışmaya katılan Tip 2 diyabetliler, aşırı kilolu ve kolesterol düşürücü ilaçlar alan kişiler olduklarından, glisemik indeksi düşük diyetin, kan şekeri düzeylerinin kontrolü ve koroner kalp hastalığı riskini azaltma üzerine olası etkileri daha da önem kazanmaktadır.
JAMA. 2008;300[23]:2742-2753
Kaynak: JAMA
